top of page

RAB Senin İstediğin Olsun”: Dua Hayatımızın Hassas Çağrısı

  • 27 Mar
  • 4 dakikada okunur

İman hayatında sıkça tekrarladığımız bazı sözler vardır. Bunları bazen içtenlikle, bazen alışkanlıkla söyleriz. Rab’bin Duası’nda yer alan şu ifade de bunlardan biridir:

“Bunun için siz şöyle dua edin:

‘Göklerdeki Babamız,

Adın kutsal kılınsın.

Egemenliğin gelsin.

Gökte olduğu gibi, yeryüzünde de

Senin istediğin olsun.”         Matta 6:9-10

Bu ayet kısa, sade ve tanıdıktır. Ne var ki içinde son derece derin bir çağrı taşır. Çünkü bu dua, yalnızca Tanrı’ya yöneltilmiş güzel bir cümle değildir; aynı zamanda insanın kendi iradesini, planlarını, korkularını ve arzularını RAB’bin önüne bırakmasıdır. Ben korkuyorum RAB ama sen bilirsin demenin dua halidir

Tanrı’nın iradesi neden bizi düşündürür?

İnsan, doğası gereği kendi yolunu çizmek ister. Ne yapacağına, nasıl yaşayacağına, neyin iyi olduğuna çoğu zaman kendisi karar vermek ister. Modern dünyanın da sürekli beslediği anlayış budur: “Kendi hayatını kendin kur, kendi gerçeğini kendin belirle.” Fakat Kutsal Kitap bize başka bir hakikati gösterir. İnsan, kendi başına tamamlanmış değildir. Yaratılmıştır, çağrılmıştır ve Tanrı’yla ilişki içinde gerçek anlamını bulur.

Bu nedenle “Senin iraden olsun” demek kolay değildir. Çünkü bu söz, insan merkezli yaşam anlayışına karşıdır. Bu dua, “Benim istediğim değil, RAB senin istediğin olsun” demektir.

Ve aslında Hristiyan yaşamının özü tam da burada başlar.

Tanrı’nın iradesi bir tehdit değil, bir lütuftur

Bazı insanlar Tanrı’nın iradesini korkutucu bir şey gibi düşünür. Sanki Tanrı insanın sevincini elinden almak, onu hep zor olana yönlendirmek, hayatını daraltmak istiyormuş gibi bir his taşıyabilirler. Oysa bu, Tanrı’nın karakterine uygun değildir. Çünkü Tanrı sevgidir. O’nun iradesi de sevgisinden ayrı düşünülemez.

Tanrı’nın iradesi insanı ezmek için değil, kurtarmak içindir.Yıkmak için değil, inşa etmek içindir.Köleleştirmek için değil, özgür kılmak içindir.

Biz çoğu zaman neyin gerçekten iyi olduğunu göremeyiz. Kısa vadeli rahatlığı, kalıcı berekete tercih ederiz. Geçici olana sarılır, Sonsuz olan Tanrı’yı olanı ihmal ederiz. Fakat RAB, sonu baştan gören Tanrı’dır. O’nun isteği bizim sınırlı görüşümüzün ötesindedir. Bu yüzden Tanrı’nın iradesine teslimiyet, kayıp değil; İmanın meyvesidir.

Dünyada olan her şey Tanrı’nın isteği midir?

Bu soru birçok imanlıyı zorlar. Eğer Tanrı iyiyse, dünyada neden bu kadar acı, savaş, hastalık, adaletsizlik ve kırılmışlık vardır?

Burada önemli bir ayrım yapmak gerekir. Hristiyan teolojisi bize, dünyada olup biten her şeyin Tanrı’nın hoşnut olduğu şeyler olmadığını öğretir. Günah, insanın Tanrı’dan kopuşudur. Dünyadaki birçok karanlık, Tanrı’nın kutsal isteğinin değil, düşmüş insanlığın, bozulmuş düzenin ve günahın sonucudur.

Tanrı kötülüğün yazarı değildir.Ama kötülüğün ortasında bile egemenliğini kaybetmez.Acıyı istemez, fakat acının içinde bile kurtarıcı işini sürdürebilir.

Bu nedenle “Senin iraden olsun” duası, dünyadaki her şeyi olduğu gibi onaylamak değildir. Tam tersine, Tanrı’nın egemenliğinin günahın karanlığına karşı gelmesini istemektir. Bu dua, yeryüzünün göğe benzemesi için edilen bir duadır.

İsa Mesih bu duayı nasıl yaşadı?

Tanrı’nın iradesi konusunda en büyük örneğimiz Rab İsa Mesih’tir. Getsemani Bahçesi’nde dua ederken şöyle dedi:

“Benim değil, senin isteğin olsun.” Matta 26:39

Bu söz, rahat bir ortamda söylenmedi. Çarmıhın gölgesinde, acının eşiğinde, derin bir teslimiyet içinde söylendi. İsa, Baba’nın isteğini yerine getirmeyi seçti. Çünkü kurtuluş yolu itaat yoluydu.

Burada Hristiyan yaşamı için çok güçlü bir ders vardır: Tanrı’nın iradesi her zaman kolay olmayabilir, ama her zaman kutsaldır, doğrudur ve sonunda yaşam getirir.Mesih kendisini Yol,Gerçek,Yaşam olarak açıklamıştır. Mesihte yaşamak iradenin Tanrıya geçmesidir.

Mesih çarmıha giderken yenilmiş gibi görünüyordu. Oysa tam da o itaat içinde dünyanın kurtuluşu açığa çıktı. Demek ki biz de bazen Tanrı’nın yolunu hemen anlayamayabiliriz. Ancak iman, anlamadan önce güvenmeyi öğrenmektir.

Tanrı’nın iradesi nasıl aranır?

Peki bir imanlı Tanrı’nın isteğini nasıl ayırt edebilir?

Lütfen maddeleri siz çoğaltın

1. Kutsal Yazılar aracılığıyla

Tanrı’nın ahlaki isteği Kutsal Kitap’ta açıkça bildirilmiştir. Kutsallık, tövbe, sevgi, merhamet, doğruluk, alçakgönüllülük, şükür ve sadakat Tanrı’nın isteğine uygundur. Eğer bir yol Kutsal Yazılar’a ters düşüyorsa, onun Tanrı’dan olmadığını biliriz.

2. Dua aracılığıyla

Tanrı’nın iradesi gürültüde değil, çoğu zaman dua eden yürekte netleşir. Dua, sadece isteklerimizi sıraladığımız yer değil; kalbimizin RAB tarafından şekillendirildiği yerdir. Gerçek dua, Tanrı’yı kendi planımıza ikna etmeye çalışmak değil, bizim O’nun isteğine uyum sağlamamızdır.

3. Kutsal Ruh’un yönlendirişiyle

Kutsal Ruh imanlıyı gerçeğe yönlendirir. Günah konusunda uyarır, vicdanı hassaslaştırır ve Mesih’in karakterine benzerlik üretir. Ruh’un yönlendirdiği yaşamda benlik zayıflar, itaat güçlenir.

4. Kilise topluluğu içinde

Tanrı bizi yalnız yürümeye çağırmaz. Bazen Tanrı’nın isteği, olgun imanlıların öğüdü, kilisenin desteği ve kardeşlik içindeki ayırt etme süreciyle daha net görünür.

5. Meyveler aracılığıyla

Tanrı’nın isteği bizi sonunda günaha, kibire ve karanlığa değil; doğruluğa, esenliğe ve ruhsal olgunluğa götürür. Her açık kapı Tanrı’dan değildir; ama Tanrı’nın açtığı kapılar bizi Mesih’e daha çok benzetir.

“Senin iraden olsun” demek pratikte ne anlama gelir?

Bu dua yalnızca büyük kararlar için değildir. Günlük hayatın içinde de yaşanır.

·       Kırıldığımızda affetmeyi seçmek,

·       Haklı olduğumuz halde yumuşak kalmak,

·       Gelecekten korkarken Rab’be güvenmek,

·       Başarıyı putlaştırmamak,

·       Ailemizde, işimizde, hizmetimizde Mesih’e sadık kalmak,

·       Günaha “hayır”, kutsallığa “evet” demek,

bütün bunlar Tanrı’nın isteğine yönelen yaşamın parçalarıdır.

Tanrı’nın iradesi bazen bir yön değişikliği, bazen bir bekleyiş, bazen bir vazgeçiş, bazen de sabırla taşınan bir çarmıhtır. Ancak hangi biçimde gelirse gelsin, imanlı bilir ki Rab iyidir ve O’nun yolları boşa değildir.

Kendi irademiz neden bizi yanıltır?

İnsan yüreği çoğu zaman kendi arzularını mutlak doğru gibi görür. Oysa günah, yalnızca yanlış davranışlar üretmez; aynı zamanda algımızı da bozar. Ne zaman kendi irademizi son ölçü haline getirirsek, ruhsal olarak tehlikeli bir yere yaklaşırız.

Kutsal Kitap insanın kendi yoluna bırakıldığında karanlığa sürüklenebileceğini gösterir. Bencillik, güç tutkusu, kibir, öfke ve merhametsizlik; dizginlenmeyen insan iradesinin meyveleridir. Bu yüzden Hristiyan özgürlüğü, “Canım ne isterse onu yaparım” özgürlüğü değildir. Gerçek özgürlük, doğru olana bağlanma özgürlüğüdür. Gerçek özgürlük, Mesih’e ait olmaktır.

Teşvik: Tanrı’nın iradesi senden gizlenmiş bir tuzak değildir

Birçok imanlı şu korkuyu taşır: “Ya Tanrı’nın isteğini kaçırırsam?”RAB’bi seven yürek için bu korkunun yerini güven almalıdır. Tanrı, çocuklarıyla oyun oynayan, onları belirsizlikte bırakan bir Baba değildir. O yönlendiren, öğreten, düzelten ve taşıyan RAB’dir.

Evet, her ayrıntıyı her zaman bilemeyebiliriz. Ama şunu biliriz:

·       Tanrı kutsallığı ister.

·       Tanrı tövbeyi ister.

·       Tanrı sevgiyi ister.

·       Tanrı Mesih’e benzerliği ister.

·       Tanrı imanlıların sadakatle yürümesini ister.

Bunları ciddiye aldıkça, yol da adım adım aydınlanır.

Tanrı’nın iradesi çoğu zaman bir harita gibi değil, bir yürüyüş gibi açılır. Önümüzün tamamını değil, bir sonraki adımı gösterir. Ve bu, iman hayatının doğasına uygundur. Çünkü biz görerek değil, imanla yürürüz.

Son söz

“Senin iraden olsun” demek, insanın kendini kaybetmesi değil, Mesih’te gerçek yerini bulmasıdır. Bu dua, teslimiyet duasıdır; ama aynı zamanda umut duasıdır. Çünkü Tanrı’nın isteği, günahın değil lütfun egemenliğini ister. Ölümün değil yaşamın, karanlığın değil ışığın hüküm sürmesini ister.

Bugün sen de belki belirsizlikler içindesin. Belki bazı soruların cevabı yok. Belki acı çekiyorsun, bekliyorsun ya da yön arıyorsun. Şunu unutma: RAB’bin iradesi mükemmeldir. O seni senden daha iyi tanır. O’nun isteği seni yıkmak için değil, Mesih’te olgunlaştırmak içindir.

Bu yüzden korkmadan dua edebiliriz:

“Ya RAB, benim değil, senin isteğin olsun.”

Ve biliriz ki bu dua, iman yolculuğunun en güvenli duasıdır.

 

 
 
 

Yorumlar


Emmaus yolu 

bottom of page