top of page

Günahlarımızın Sorunu

  • 19 Mar
  • 4 dakikada okunur

Giriş: Nereden Başlamalıyız?

Hristiyan yaşamının temeli, deneyimle ya da ahlaki çabayla değil; Mesih'in Kanının gerçekliğiyle başlar. Bu, soyut bir teolojik kavram değil; insanlığın en derin sorununa verilen gerçek ve tarihsel bir cevaptır.

Romalılar 3:23 tek bir cümleyle durumu özetler:

"Çünkü herkes  günah işledi ve Tanrı'nın yüceliğinden yoksun kaldı."

"Herkes" kelimesi, hiçbir istisnaya yer bırakmaz. Sorun evrenseldir. Tüm insanların yani Dolayısıyla cevabın da evrensel bir çözüm olması gerekir.

Günahın Üç Boyutu

Günahı yalnızca ahlaki bir başarısızlık olarak görmek, sorunu eksik tanımlamaktır. Kutsal Yazılar günahın üç farklı ama birbirine bağlı boyutunu ortaya koyar:

1. Tanrı ile İlişkideki Kopukluk

Günah, temelde ‘bir adamın ‘sözdinlemezliği’ (itaatsizlik) olarak ortaya çıkar (Romalılar 5:19). Bu itaatsizlik, Tanrı ile insan arasına bir engel koyar:

Çünkü bir adamın sözdinlemezliği yüzünden nasıl birçoğu günahkâr kılındıysa, bir adamın söz dinlemesiyle birçoğu da doğru kılınacaktır Romalılar 5:19

"Şimdi ne diyelim? Biz Yahudiler öteki uluslardan üstün müyüz? Elbette değiliz. İster Yahudi ister Grek olsun, daha önce herkesi günahın denetiminde olmakla suçladık.."  Romalılar 5:9

Bu "denetiminde olmak" ifadesi son derece önemlidir. Günah, insanın üzerinde duran bir yük, bir egemenlik, bir mahkûmiyettir. İnsan kendi gücüyle bu yükün altından çıkamaz.

Tanrı kutsal olduğu için günahla birliktelik kuramaz.  Bu bir tercih meselesi değil, doğanın zorunluluğudur. Işık karanlıkla bir arada bulunamaz.Tanrı ışıktır ışık karanlıkta parlar ve Karanlık kaçmaz yok olur

2. İnsanın İçindeki Suçluluk

Dışsal yargıdan önce, insanın kendi içinde bir ses yükselir. Uyanan vicdan, kaçınılmaz olarak şunu söyler:

Kalkıp babamın yanına döneceğim, ona, Baba diyeceğim, Tanrı'ya[a] ve sana karşı günah işledim. Luka 15:18 (Kayıp Oğul'un itirafı)

Bu suçluluk duygusu, Tanrı'nın insana yerleştirdiği ahlaki pusulanın (vicdanın)  işaretidir. Tamamen bastırılabilir, ama asla tam anlamıyla yok edilemez.

Suçluluk, insanı Tanrı'dan uzaklaştıran psikolojik bir duvar kurar. Adem ve Havva'nın ilk günahın ardından saklanması (Yaratılış 3:8), bu dinamiğin en eski örneğidir. Günah işleyen insan, yargılanmaktan korktuğu için kaçar.

3. Şeytan'ın Suçlaması

Günahın üçüncü boyutu, çoğu zaman göz ardı edilir. Vahiy 12:10, Şeytan'ı şöyle tanımlar:

"Kardeşlerin suçlayıcısı."

Şeytan, iki zeminde suçlar:

Zemin

Hedef

Yöntem

Tanrı önünde

Tanrı'nın adaletine başvurur

"Bu insan günahkâr, cezalandırılmalı"

İnsanın kalbinde

Vicdanı işkenceye çevirir

"Sen çok günahkârsın, affedilemezsin"

Bu iki suçlama birbirini besler. Dışarıdan gelen suçlama, içteki suçluluğu derinleştirir. İçteki suçluluk, dışarıdan gelen suçlamayı meşrulaştırır.

Mesih'in Üç Yönlü Etkisi

Günahın üç boyutu olduğu için, Mesih'in Kanının da üç yönlü bir etkisi vardır:

1. Tanrı'ya Karşı: Aklanma

" Tanrı ise bizi sevdiğini şununla kanıtlıyor: Biz daha günahkârken, Mesih bizim için öldü Böylece şimdi O'nun kanıyla aklandığımıza göre, O'nun aracılığıyla Tanrı'nın gazabından kurtulacağımız çok daha kesindir.." — Romalılar 5:8-9

Romalılar 3:24-26, bu hakikatin teolojik derinliğini ortaya koyar. Burada iki görünürde çelişen gerçek bir arada tutulur:

" 24İnsanlar İsa Mesih'te olan kurtuluşla, Tanrı'nın lütfuyla, karşılıksız olarak aklanırlar. 25-26Tanrı Mesih'i, kanıyla günahları bağışlatan ve imanla benimsenen kurban olarak sundu. Böylece adaletini gösterdi. Çünkü sabredip daha önce işlenmiş günahları cezasız bıraktı. Bunu, adil kalmak ve İsa'ya iman edeni aklamak için şimdiki zamanda kendi adaletini göstermek amacıyla yaptı.."

Tanrı hem adildir hem de aklayıcıdır. Bu iki nitelik, Mesih'in Çarmıhı  olmadan bir arada bulunamaz:

  • Eğer Tanrı yalnızca adil olsaydı, günahkârı affetmek adalete aykırı olurdu.

  • Eğer Tanrı yalnızca merhametli olsaydı, günahı görmezden gelmek adaleti zedeledi.

  • Mesih'in Kanı, günahın gerçek bedelini ödeyerek hem adaleti tatmin eder hem de merhameti mümkün kılar.

Bu ilkeye Yunancada ἱλαστήριον  hilasterion (somut olarak kefaret kurbanı, günahı örten) denir. Tanrı'nın gazabı günahkâra değil, Mesih'in bedenine yöneldi. Bu, ilahi adaletin en yüksek ifadesidir.

2. İnsana Karşı: Suçlu Vicdanın Rahatlaması

Aklanma yalnızca hukuki bir statü değişikliği değildir. İçe doğru da işler.

İbraniler 9:14 bu gerçeği açıklar: Öyleyse sonsuz Ruh aracılığıyla kendini lekesiz olarak Tanrı'ya sunmuş olan Mesih'in kanının, diri Tanrı'ya kulluk edebilmemiz için vicdanımızı ölü işlerden temizleyeceği ne kadar daha kesindir!

"Mesih'in Kanı vicdanınızı temizleyecektir."

Suçlu vicdan, Kanın değerini gördüğünde rahatlar. Bu rahatlama, günahın ciddiyetini küçümsemekle değil; günahın tam bedelinin ödendiğini kavramakla gelir.

Kayıp Oğul'un itirafına dönelim: "Günah işledim." Bu itirafın ardından baba onu suçlamadı, koşup boynuna sarıldı ve onu öptü  (Luka 15:20). Vicdanın rahatlaması, suçun inkârıyla değil; affın gerçekliğiyle gelir.

Pratik olarak şunu ifade eder:iman eden biri, geçmişindeki günahları nedeniyle kendini Tanrı'nın huzuruna layık görmediğinde, bu suçluluk duygusunun cevabı daha fazla çaba değil; Tanrı Oğlu İsa Mesih’in Kendisine iman edenler için Kurtuluşudur.

3. Şeytan'a Karşı: Suçlamanın Susturulması

Vahiy 12:11, şeytanın suçlamalarının nasıl yenildiğini anlatır:

" Kardeşlerimiz Kuzu'nun kanıyla

Ve ettikleri tanıklık bildirisiyle

Onu yendiler.

Ölümü göze alacak kadar

Vazgeçmişlerdi can sevgisinden.."

Şeytanın suçlaması, günahın gerçekliğine dayanır. Ama Mesih'in Kanı bizim günahımız için  zaten döküldü. Bizim için ölüm gerçekleşdi. Dolayısıyla suçlamalar artık ruhsal olarak yoksundur.Böylece Günah borcumuz ödenmiş oldu

Romalılar 8:33-34 bu gerçeği kesin bir dille ifade eder:

"Tanrı'nın seçtiklerini kim suçlayacak? Onları aklayan Tanrı'dır. 34Kim suçlu çıkaracak? Ölmüş, üstelik dirilmiş olan Mesih İsa, Tanrı'nın sağındadır ve bizim için aracılık etmektedir.."

Şeytanın mahkemesinde dava açılabilmesi için, suçun karşılıksız kalması gerekir. Mesih'in Kanı, suçun karşılığını tamamen ödedi. Dava düşürüldü.

Üç Etki Arasındaki İlişki

Bu üç etki birbirinden bağımsız değildir:

GÜNAH

  │

  ├──► Tanrı ile kopukluk ──► Mesih'in Kanı ──► Aklanma

  │

  ├──► Vicdandaki suçluluk ──► Mesih'in Kanı ──► Temizlenme

  │

  └──► Şeytan'ın suçlaması ──► Mesih'in Kanı ──► Suçlamanın düşürülmesi

Birini görmezden gelmek, diğerlerini de zayıflatır. Örneğin:

  • Yalnızca aklanmayı bilen ama vicdanın temizlenmesini kavramayan bir iman eden, özgür yaşayamaz.

  • Vicdanın temizlenmesini bilen ama şeytanın suçlamalarını tanımayan bir iman eden, manevi savaşta savunmasız kalır.

  • İnsanların Temel Sorunu Suçlanma değil Suçlanmayı kabul edip yüreklerinin savunmasıni Tanrı yerine Kendi İçsel mahkemelerinde çözme isteğidir.

  • Her gün yeni günahlar Tanrı ile aramıza mesafe koymaya çalışır.

  • Her gün vicdan yeniden suçlamaya başlayabilir.

  • Her gün Şeytan yeni suçlamalarla gelir.

Ve her gün aynı cevap geçerliliğini korur:

" İnsanlar İsa Mesih'te olan kurtuluşla  Tanrı'nın lütfuyla, karşılıksız olarak aklanırlar’’ Romalılar 3:24

Günahlarımızın sorunu, Mesih'in Çarmıhı olmadan çözülemez. Bu temel olmadan inşa edilen her şey, görünürde sağlam ama gerçekte sarsılır.

Sıradaki adımlar şunlardır:

  1. Düşüşün gerçek doğasını anlamak — günahın yalnızca eylem değil, durum, düşünce  olduğunu kavramak

  2. Kurtuluş yolunu derinlemesine incelemek — Mesih'in çarmıhının ne anlama geldiğini görmek

  3. Çarmıhın  değerini günlük yaşamımıza  taşımak — teorik bilgiden yaşayan gerçekliğe geçmek

" Biliyorsunuz ki, atalarınızdan kalma boş yaşayışınızdan altın ya da gümüş gibi geçici şeylerle değil, kusursuz ve lekesiz kuzuyu andıran Mesih'in değerli kanının fidyesiyle kurtuldunuz."

Bu "değerli" kelimesi tesadüf değildir. Petrus aynı ifadeyi kullanır (1. Petrus 1:19). Değerli olan, her şeyin üzerinde tutulan demektir. Hristiyan yaşamı, bu değeri gerçekten kavramış olanların yaşamıdır.

 

 
 
 

Yorumlar


Emmaus yolu 

bottom of page